Pkk Silahlarının Menşei

Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte, klasik askeri tehdidin yerini; başta uluslar arası terörizm olmak üzere, mikro milliyetçilik, her türlü silahın kontrolsüz olarak yayılması, kökten dincilik, organize suçlar, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi çok yönlü riskler ve asimetrik tehditler aldı.

Bu tehditlerin günlük hayatı etkileyen en önemli yansıması ise, terör örgütlerinin giderek artan silahlı eylem faaliyetleridir.

Terör örgütlerinin vazgeçilmez unsuru olan küçük ve hafif silahların, örgütlerin eline geçmesini önleyecek tedbirlerin hayata geçirilememesi durumunda, terörizmin dünyayı tehdit etmeye devam edeceği açık bir gerçektir.

Çok yönlü boyutları ile gelişerek toplumu etkileyen bu tehditle mücadelede uluslar arası işbirliği ve dayanışmanın önem ve önceliğinin arttığı, terörle mücadelede kararlı tüm ülkeler tarafından biliniyor.

Terörizmi bir araç olarak kullanan ve kitleleri korku içerisinde baskı altına alarak, amaçları doğrultusunda siyasi neticeler almak isteyen, özellikle PKK terör örgütü başta olmak üzere Türkiye’ye yönelik terör örgütleri ise; masum insanlara karşı kullandıkları silahların bir çoğunu üretim ve denetimsizlikten de istifade ile organize suç şebekelerinden, bir kısmını ise, dolaylı yollardan Devletler kontrolündeki oluşumlardan sağlıyor.

Bugüne kadar uyguladıkları terör faaliyetleri ile hedef gözetmeden, yaptıkları eylemlerle ve masum insanların kanı üzerine gündemde kalmayı başararak yandaşlarına moral veren terör örgütleri; herr türlü sivil tesislere karşı gerçekleştirilen sansasyonel eylemler nedeniyle masum insanların da zarar gördüğü intihar türü eylemlerinin yanı sıra, vatandaşlarımızın yaşama, ibadet ve sağlık haklarını gasp etmeye yönelik gerçekleştirdikleri eylemler sonucunda ülke genelinde; çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 binin üzerindeki insanımızın hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına yol açtılar.

Ülkemizdeki terör örgütlerinin gerçekleştirdiği terör eylemleri sonucunda kontrol altına alınmamış ve terör örgütlerinin eline geçmiş her bir silahın, en az bir masum insanın yaşamına mal olduğu görülüyor. Bu durum; “Hiçbir insanın ve hiçbir Devletin gözardı edemeyeceği bir gerçektir.”

Terör örgütlerinin; Türkiye’de 25 binden fazla terörist eylemi gerçekleştirirken uyguladığı taktikler ve kullandığı silahların çokluğu ve çeşitliliği, bir kısım mihraklar tarafından desteklendiklerinin de bir göstergesi olarak göze çarpıyor.

Türkiye, terörizmle mücadelede uluslar arası ortak bir anlayışın hakim olması için çalışmış ve bu konuda tüm ülkeleri mücadeleye davet etmiş, ancak beklediği destek ve anlayışı görememiştir.

Nitekim, devletlerin kontrolü altında olan ve uluslar arası anlaşmalarla dağıtımı kontrol/takip ve garanti alınması gereken; silah, mühimmat ve teçhizatın, terör örgütleri tarafından kolayca elde edilebildiği göz önüne alındığında, Türkiye’nin beklentilerinin karşılanamadığı anlaşılıyor.

Bu gerçek, Türkiye’ye yönelik terör örgütlerinden şimdiye kadar ele geçirilen 36 binin üzerindeki silah ile halen terör örgütlerinin kontrolünde bulunanlar dikkate alındığında, ülkemiz açısından yaşanan tehdidin boyutunu da ortaya koyuyor.

 

Türkiye’nin de İçinde Bulunduğu Uluslar arası Kuruluşlar Tarafından Yürütülen Çalışmalar ve Sonuçları :

Dünyada, bir yandan küreselleşmeye gidilirken, bir yandan da ayrılıkçı/yıkıcı ve rejim aleyhtarı akımları tahrik eden örtülü faaliyetler gelişerek bölgesel hassasiyetler artmaktadır.

Özellikle denetimsiz bir biçimde transferi yapılan küçük ve hafif silahların, çeşitli yollarla terörist grupların kontrolüne geçmesiyle de, uzun bir süre potansiyel terörizm tehdidinin Dünya gündeminde kalacağı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, terörizmi ortadan kaldırmak için uzun süreli ve topyekün bir mücadeleye ihtiyaç vardır.

Terörün asgari ölçüye indirilmesinde; Hükümetlerin kararlı tutumları, bütün devlet organlarının mücadeleye katılması, basın-yayın organları ve sivil toplum örgütlerinin yapılan mücadeleye destek vermesi ile terör örgütlerine sağlanan silah, mühimmat ve para desteğinin kesilmesinin önemlidir.

 

Uluslar arası Kuruluşlar Tarafından Yürütülen Çalışmalar ve Sonuçları :

 

Türkiye, Küçük ve Hafif Silah (KHS) transferlerinin denetim altına alınmasını öngörecek uluslar arası çabalara destek vermiş ve özellikle BM, AGİT ve Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı (GAİP) çalışmalarına öncülük etmiştir.

KHS konusu Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gündemine ilk olarak Türkiye tarafından getirildi. Söz konusu silahların konvansiyonel silah transferleri çerçevesinde AGİT bünyesinde uygulanmakta olan bilgi değişim mekanizmasına dahil edilerek, BM Konvansiyonel Kayıt Sistemi’ne benzer bir düzenleme oluşturulmasına ilişkin, 1996’da Türkiye tarafından gündeme getirilen öneri, anılan tarihte kabul görmedi.

KHS tanımının; El bombaları, A/P ve A/T mayınları da dahil olacak şekilde, insanların tek tek veya toplu olarak yaralanmasına ya da hayatını kaybetmesine neden olan her türlü silahı kapsaması, küçük ve hafif silahların mühimmatı ile patlayıcı maddelerin de yapılacak düzenlemelere dahil edilmesi yönündeki girişimler sürüyor.

BM bünyesinde yürütülen Sınır Aşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar Protokolü müzakerelerinde Türkiye; başlangıçtan itibaren, ateşli silah parçaları ile mühimmatın işaretlenmesinin ve tahrip maddelerinin yasa dışı üretim ve ticaretinin engellenmesinin önemine dikkat çekerek, bu hususların da protokolde yer alması için çaba sarf etti.

Konu, yapılan toplantılarda gündeme getirilerek görüş birliğine varıldı, ancak, el bombaları ve mayınlar protokolde yer almadı.

Ancak, 1999 yılında İstanbul’da yapılan AGİT Zirvesi’nde, AGİT bünyesinde KHS konusunda kapsamlı bir çalışma başlatılması kararlaştırıldı.

Ocak 2000’den itibaren AGİT bünyesinde başlatılan çalışmalar kapsamında; Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Forumu (AGİF)’nun 24 Kasım 2000 tarihli toplantısında “Küçük ve Hafif Silahlar Hakkında AGİT Belgesi”nin 28 Kasım 2000’de kabulüyle sonuçlandı ve belge çerçevesinde taraf ülkeler arasında ilk bilgi değişimi 30 Haziran 2001’de gerçekleştirildi.

 

Yürürlüğe giren “Küçük ve Hafif Silahlar Hakkında AGİT Belgesi”

 

KHS’nin; işaretlenmesi, yasa dışı ticaretinin önlenmesi ve istikrarsız biçimde belli bölgelerde kontrolsüz bir şekilde yoğunlaşmasının engellenmesi, taraf ülkelerde üretimi yapılan küçük ve hafif silahların; terör örgütleri ve organize suç şebekelerinin eline geçmesini önleyici bilgi değişimi mekanizmalarına işlerlik kazandırılması ve bu konuda, diğer uluslar arası kuruluşlar tarafından yürütülen çalışmalara başlangıç teşkil etmesi yönleri ile ülkemiz açısından da önemli bir gelişme olarak görülmektedir.

GAİP bünyesinde yapılan çalışmalarda

27-28 Kasım 2001’de Macaristan / Budapeşte’de yapılan GAİP Üçüncü Çalışma Masası Toplantısı’nda kabul edilen “GAİP Bölgesel Uygulama Planı”na, Türkiye’nin de gayretleri ile “KHS’ler ile birlikte, bunların mühimmatı ve bu silahlarla birlikte kullanılan materyallerin kontrolünün güçlendirilmesi” hususu da dahil edildi.

Mayınların kontrolü ile ilgili olarak

BM bünyesinde yapılan çalışmalar neticesinde hazırlanan, 1997 tarihli “Ottava Sözleşmesi” olarak da isimlendirilen “A/P Mayınların Kullanılmasının, Depolanmasının, Üretiminin ve Transferinin Yasaklanması ve Bunların İmhası Konulu Sözleşme”; A/P mayınlarının kullanılmasını, üretimini, depolanması ve transferini tamamen yasaklamaktadır.

Söz konusu sözleşmenin Türkiye tarafından kabulü ile ilgili yasal prosedür sonuçlanmak üzeredir.


Türkiye’ye Yönelik Terör Örgütlerinin Kullandıkları Silahların Menşei :

Türkiye’ye yönelik terör örgütlerinin kullandıkları silahların çoğunluğu, icra edilen operasyonlar sonucunda ele geçirilmiştir.

Ele geçirilen silahların bir kısmına ait menşei bilgilerinin “Silah üreticileri veya kaçakçıları tarafından özellikle yok edilmesi” dolayısıyla, silahların tamamının menşeilerini tespit etmek mümkün olamamıştır.

Seri Numarası ve üretim yerleri belli olan silahların, Kriminal Laboratuvarındaki silah kataloglarından istifade ile kontrolü yapılmış ve üretildiği ülkeler kolaylıkla tespit edilmiştir.

Seri numarası belli olmayan silahların ise, silah kataloglarından “Mukayese Yöntemi” ile karşılaştırma yaparak menşeileri hakkında bir sonuca ulaşılmıştır.

 

Yapılan tespitler

 

Ele geçirilen toplam 36.563 silahtan, bizzat seri numarası belli olan ve silah katalogları ile silah üzerindeki bilgilerden istifade edilerek, menşei tam olarak tespit edilenlerin ülkelere göre dağılımı incelendiğinde;

Ele geçirilen toplam 11.297 Kaleşnikof piyade tüfeğinin, 4500 adedinin menşei, silah üzerindeki bilgilerden tam olarak tespit edilmiştir.

Tespit edilen bu silahların;

%71.6’sının Rusya ve BDT,

%14.7’sinin Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC),

%3.6’sının Macaristan,

%3.6’sının Bulgaristan orijinli olduğu anlaşılmıştır.

Ele geçirilen silahlardan 5.713’ü tüfektir (Kannas, BKC, Dragunov, Arbiki, G-3, M-16, G-1, Mavzer vb.).

Menşei tam olarak tespit edilen 959’u ile ilgili bilgilerden;

%45.2’sinin Rusya ve BDT,

%13.2’sinin İngiltere ve

%9.4’ünün ABD orijinli olduğu belirlenmiştir.

Muhtelif cinste toplam 1610 Roketatardan;

313’ünün menşei tam olarak belirlenmiş olup, bunlardan;

%85.3’ünün Rusya ve BDT,

%5.4’ünün Irak,

%2.5’inin ÇHC menşeili olduğu tespit edilmiştir.

Ele geçirilen silahlardan 2885’i muhtelif tabanca/makinalı tabancadır.

Menşei tam olarak belirlenen 2208’i ile ilgili tespitlerden;

%21.9’unun eski Çekoslovakya,

%20.2’sinin İspanya,

%19.8’inin İtalya orijinli olduğu anlaşılmıştır.

Gerek etkisiz hale getirilmesi, gerekse muhafazası ve taşınması büyük risk yaratan mayınlar yer tespitini müteakip yerinde imha edilmiştir. 11568 adet muhtelif mayının büyük bir kısmı da bu kapsamda bulunduğu yerde imha edilmesi nedeniyle, ancak 8015’inin menşei tam olarak tespit edilebilmiştir.

Bunların da;

%60.6’sının İtalya,

%28.3’ünün Rusya ve BDT,

%6.2’sinin Almanya kaynaklı olduğu görülmüştür.

Ele geçirilen toplam 3490 muhtelif el bombası bulunmaktadır.

136’sının menşei tam olarak tespit edilmiş olup, bunların;

%72’sinin Rusya ve BDT,

%19.8’inin ABD,

%8’inin ise Almanya menşeili olduğu belirlenmiştir.

 

 

Ele geçen ve menşeitam olarak tespit edilen silahların cinsi, miktarı ve ülkelere dağılımı hakkındaki tablolar için tıklayınız..

Ele geçirilen toplam 36.563 silahtan; Yukarıda ayrıntıları verilen ve silah üzerindeki bilgiler ışığında menşei belirlenenlerin dışında, Kriminal Laboratuvarındaki silah kataloglarından istifade edilerek “Mukayese Yöntemi” ile yapılan çalışmalar sonucunda ise, menşei belli olan silahların oranı %62’ye yükselmiştir.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: